Geçtiğimiz günlerde İstanbul Şehir Tiyatroları’ nın bu yılki iddialı oyunlarından biri olan Gökkube‘ yi izlemeye gittik. Yaşıtım olan İngiliz yazar Lucy Kirkwood imzası taşıyor. Eserlerinde toplumsal olaylara değinerek politik temaları işlerken insan ilişkilerini detaylı bir biçimde inceler. Bugüne kadar pek çok ödül de almış olan yazarın Türkçe’ ye Gökkubbe olarak çevrilen bu eserinin orijinal ismi “The Welkin” dir.

Oyun 1750′ lerde geçerken Dünya’ ya yaklaşmakta olan Halley Kuyruklu Yıldızı beklenmektedir. Oyunun arka planına bu bilgi yerleştirilmiştir. Akıştaki ağır konuyla bu bilginin ne ilgisi var diye düşündürüyor oyun boyuca fakat birinci perdenin sonunda ve tam final sahnesinde ince bir bağlantı kuruluyor.
Sally 4 ay önce tanımadığı bir adamın atının sırtında evini terk etmiştir. Biriktirdiği parasını alıp kaçmak üzere evine döndüğünde eşiyle karşılaşır ve ilk hesaplaşma bu sahnede yaşanır. Kaçmaya yeltenme sebebi ise şudur: Bölgenin zengin ailelerinden Wax’ lerin çocuğu öldürülmüştür. Katil idam edilmiş, o sırada yanında olan Sally ise hamile olduğunu söylediği için asılması ertelenmiştir. Bunun üzerine mahkeme bölgenin ebesi olan Elizabeth’ in, Sally’ nin hamile olup olmadığını anlaması için bir araya getirilen jüriye katılmasını ister. Mum, ateş ve yiyecek olmayan bir odaya kapatılan kadınların Sally hakkında yargıya varması beklenmektedir. Eğer ki hamileyse, asılmaktan kurtulup Amerika’ ya sürgün edilecektir. Bu yargılama süreci oldukça sancılı olacaktır.. Tüm kadınların kendi geçmişleri, yaşadıkları ve toplumsal normlara karşı duruşlarıyla apayrı bir eşikten geçeceklerdir. Seyirci bu tartışmalar esnasında devamlı yükselip düşüşe geçen tansiyonla, hamile mi değil mi sorusunu merak ederken olaylar bambaşka bir yöne doğru akacaktır.

Konu biraz yorucu ve ağır olması sebebiyle belki herkese hitap etmeyebilir ancak ele alınış biçimi ve yüzyıllardır değişmeyen bazı normlar ışığında incelendiğinde, hikayenin bağlanış şekli de dikkate alınırsa çok çarpıcı bir oyun olduğunu söylemem gerekir. Böyle çağdaş yazarların oyunlarına da repertuarında yer verdiği için Şehir Tiyatrolarını da gerçekten tebrik etmek isterim. Bilet bulduğunuz anda hangi sahnede olursa olsun mutlaka alın ve izleyin derim.